Son günlerde Ankara başta olmak üzere Türkiye genelinde çok sayıda vatandaşa gönderilen “1300 dolarlık şantaj” e-postaları endişe yarattı. Kendilerini hacker olarak tanıtan dolandırıcılar, “Masonlar” ismini kullanarak, telefon, tablet, akıllı ev aleti veya bilgisayar kamerası ve mikrofonu üzerinden özel görüntülere ulaştıklarını öne sürerek 48 saat içinde Bitcoin ile 1.300 dolar (62 bin TL) ödeme yapılmasını istiyor.
“CİNSEL ŞANTAJ DOLANDICILIĞININ PARÇASI”
Odatv’ye konuşan Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, bu mesajların dünya genelinde uzun süredir görülen “sextortion* (cinsel şantaj) dolandırıcılığının bir parçası olduğunu belirterek, “Bu tür e-postalar, son dönemde dünya genelinde yaygınlaşan siber şantaj dolandırıcılığının en bilinen örnekleri arasında yer alıyor. Dolandırıcılar, kullanıcıların bilgisayarına veya cep telefonuna eriştiklerini, kamera ve mikrofonu uzaktan kontrol ettiklerini, tüm internet geçmişini takip ettiklerini iddia ederek mağdurları korku ve panik duygusuyla hareket etmeye zorluyor. Oysa bu mesajların büyük bölümü, herhangi bir teknik kanıta dayanmadan binlerce hatta milyonlarca kişiye aynı anda gönderiliyor” dedi.
Mesajlarda özellikle “kameranızı ele geçirdik”, “özel görüntülerinizi kaydettik” ve “cihazınıza Truva atı yükledik” gibi ifadelerin kullanıldığına dikkat çeken Kırık, “Buradaki temel amaç teknik bir saldırı gerçekleştirmekten ziyade, insanların utanma, korku ve endişe duygularını kullanarak para ödemelerini sağlamak” ifadelerini kullandı.
“BASKIYI ARTTIRMAK İÇİN KISA SÜRE TANIYORLAR”
Dolandırıcıların baskıyı artırmak için kısa süreler tanıdığını belirten Kırık, “Genellikle 24 veya 48 saat gibi kısa süreler veriliyor ve ödemenin Bitcoin gibi kripto varlıklarla yapılması isteniyor. Kripto para tercih edilmesinin temel nedeni, işlemlerin geri alınmasının son derece güç olması ve suçluların kimliklerini gizlemelerinin daha kolay hale gelmesidir. Aynı zamanda mağdurun polisi aramaması veya kimseyle iletişime geçmemesi yönündeki ifadeler de psikolojik baskının bir parçasıdır” diye konuştu.
SİBER SALDIRI VE DOLANDIRICILIK ARASINDAKİ FARK NE
Her siber tehdidin tamamen göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Kırık, “Bir cihazın zararlı yazılımlarla ele geçirilmesi teknik olarak mümkündür. Ancak bu tür toplu gönderilen şantaj e-postalarında iddia edilen bilgilerin büyük çoğunluğu kullanıcıya özel kanıtlarla desteklenmez. Gerçek bir siber saldırıda saldırganlar genellikle mağdura ait somut bilgiler, dosyalar veya hesap kayıtları sunarken, bu dolandırıcılık mesajlarında çoğunlukla genel ve herkese uyabilecek ifadeler tercih edilir” dedi.
HANGİ ÖNLEMLER ALINMALI
Vatandaşların bu tür e-postalar karşısında panik yapmaması gerektiğini söyleyen Kırık, “Kesinlikle ödeme yapılmamalı, e-postadaki tehditlere inanılarak hareket edilmemeli ve göndericiyle iletişim kurulmaya çalışılmamalıdır. E-posta içerisindeki bağlantılara tıklanmamalı, ekli dosyalar açılmamalı ve gönderen kişiyle iletişime geçilmemelidir” uyarısında bulundu. Kırık, alınması gereken güvenlik önlemlerini ise şöyle sıraladı:
“Hesap şifreleri güçlü ve benzersiz parolalarla değiştirilmeli, iki aşamalı doğrulama etkinleştirilmeli, cihaz güncel bir güvenlik yazılımıyla taratılmalı ve işletim sistemi güncellemeleri kontrol edilmelidir. Eğer kullanıcı gerçekten hesaplarında şüpheli bir hareket fark ediyorsa, ilgili platformların güvenlik birimlerine ve gerekli durumlarda kolluk kuvvetlerine veya savcılığa başvurması oldukça önem arz eder”
Dijital dolandırıcılıkta artık teknik saldırılardan çok psikolojik manipülasyonun öne çıktığını vurgulayan Kırık, “Dijital dünyada dolandırıcılar artık teknik yöntemlerden çok psikolojik manipülasyonu kullanıyor. Kullanıcıların korku, mahcubiyet ve zaman baskısı altında hata yapmasını hedefleyen bu tür saldırılar, farkındalık arttıkça etkisini kaybediyor. Bu nedenle gelen her tehdit içerikli e-postayı gerçek kabul etmek yerine, soğukkanlı davranmak, teknik doğrulama yapmak ve resmi mercilerden destek almak dijital güvenliğin en önemli unsurlarından biridir” ifadelerini kullandı.
Odatv.com






