Pestisitlere maruz kalmak, ölümcül bir nörodejeneratif hastalığa yakalanma riskini ciddi ölçüde artırdı.
ALS, beyin ve omurilikten kaslara sinyal gönderen motor nöronları tahrip eden ölümcül bir hastalık. Hastalık ilerledikçe konuşma, yeme ve nefes alma gibi temel işlevler giderek zorlaşıyor. ALS hastalarının yaklaşık yüzde 80’i, teşhisten sonraki beş yıl içinde hayatını kaybediyor.
PESTİSİT KULLANIMI DA ALS VAKALARI DA ARTTI
New York Post’ta yer alan habere göre, son 30 yılda küresel pestisit kullanımındaki artışla birlikte, amyotrofik lateral skleroz (ALS) vakalarında da yükseliş görüldü. ABD’de yaklaşık 35 bin kişinin ALS ile yaşadığı tahmin ediliyor.
Bilim insanları ALS’nin kesin nedenini hala tam olarak bilmese de, 1980’lerden bu yana pestisitlerin olası bir risk faktörü olup olmadığı araştırılıyor.
Yeni yayımlanan bir çalışma, bu kimyasalların hastalığın gelişiminde rol oynayabileceğine dair kanıtları güçlendirdi.
PESTİSİTLERE MARUZ KALINDIKÇA ALS RİSKİ DE YÜKSELİYOR
Araştırmacılar, son 35 yılda dünyanın farklı bölgelerinde yürütülen ALS çalışmalarını inceledi. Sonuçlar, iş ortamında pestisitlere maruz kalan kişilerin ALS geliştirme riskinin, maruz kalmayanlara kıyasla yüzde 61 ila 71 daha yüksek olduğunu gösterdi. Ayrıca, pestisitlere maruz kalma düzeyi arttıkça ALS riskinin de yükseldiği belirlendi.
İlişkinin özellikle erkeklerde daha güçlü olduğu görüldü. İş yerinde pestisitlere maruz kalan erkeklerin ALS geliştirme olasılığının iki kat daha fazla olduğu tespit edildi.
PESTİSİTLER SİNİR SİSTEMİNİ NASIL ETKİLİYOR?
Pestisitler; yabancı otları, böcekleri, kemirgenleri ve mantarları kontrol etmek için kullanılan geniş bir kimyasal grubunu kapsıyor.
ABD’de genel pestisit kullanımı azalırken, yabancı ot öldürücü ilaçların (herbisitlerin) kullanımı artıyor. Yeni araştırmada ALS ile en güçlü bağlantı gösteren pestisit türlerinden biri de herbisitler oldu.
Dünyada en yaygın kullanılan herbisitlerden biri olan glifosatın, nöronlar arasındaki iletişimi bozabileceği ve beyin ile omurilikte iltihaplanmayı tetikleyebileceği düşünülüyor. Bu süreçler, sinir hücrelerinin ölümüne ve ALS’nin temel özelliklerinden biri olan motor işlev bozukluklarına yol açabiliyor.
HER MADDENİN İNSAN VÜCUDU ÜZERİNDE FARKLI ETKİLERİ VAR
En yaygın kullanılan ikinci herbisit olan atrazinin ise başka bir nörodejeneratif hastalık olan Parkinson hastalığıyla bağlantılı olduğu öne sürülüyor. Ancak uzmanlar, pestisitlerin çok geniş bir kimyasal grubu kapsadığını ve her maddenin insan vücudu üzerinde farklı etkiler yaratabileceğini vurguluyor.
EN BÜYÜK RİSK İŞ ORTAMINDA
Araştırmacılar, çalışmanın özellikle iş yerinde yüksek dozda pestisite maruz kalan kişilere odaklandığını belirtti. Bu kişiler kimyasalları kısa sürede deri yoluyla emebiliyor veya soluyabiliyor.
Tarım işçileri, sera çalışanları, ilaç karıştırıcıları ve ürün paketleme görevlileri gibi birçok çalışan, pestisit kalıntılarına, kirlenmiş suya veya havaya karışan kimyasallara düzenli olarak maruz kalabiliyor.
Üstelik risk yalnızca ALS ile sınırlı değil. Daha önceki çalışmalar, yoğun pestisit maruziyetinin kan hastalıkları, solunum yolu rahatsızlıkları, hormonal bozukluklar, sinir sistemi hasarı, kısırlık ve bazı kanser türleriyle de ilişkili olabileceğini ortaya koydu.
Bu çalışma, pestisitlerin ALS’ye doğrudan neden olduğunu kanıtlamıyor; yalnızca maruziyet ile hastalık arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu gösteriyor.






