
Aydın Güven Gürkan’dan Erdal İnönü‘ye..
Meral Akşener’den Ahmet Davutoğlu‘na…
AKADEMİSYENLER KOLTUĞA NİYE YAPIŞMIYOR
Türkiye siyasetinde dile getirilmeyen dikkat çekici bir benzerlik var:
Prof. Aydın Güven Gürkan, Prof. Erdal İnönü, Doç. Dr. Meral Akşener ve son olarak Prof. Ahmet Davutoğlu…
Siyasete girmeden önce üniversiteyle bağları bulunan, akademisyenlik yapan bu isimler, farklı nedenlerle de olsa genel başkanlık görevlerini bıraktı. Buna karşılık hayatının büyük bölümünü yalnızca siyaset üzerine kuran birçok liderin koltuğu terk etmekte çok daha fazla zorlandığı görülüyor.
Bu sadece bir tesadüf mü?
Yoksa akademik kimlik, siyasetçinin makamla kurduğu ilişkiyi değiştiren görünmeyen bir etken olabilir mi?
MAKAM MI, KİMLİK Mİ
Siyaset bilimci ve örgüt kuramcısı James G. March, insanların kararlarını her zaman “bana ne kazandırır” diye vermediğini yazdı. Çoğu zaman asıl soru şuydu:
– “Ben nasıl bir insanım; bana yakışan davranış nedir?”
March buna “kimlik temelli karar verme” adını verdi.
İnsan, kendisini sadece bulunduğu makamla tanımlıyorsa, o makamdan ayrılmak kimliğinin bir bölümünü kaybetmek anlamına geliyor. Ama kimliği farklı alanlara da dayanıyorsa, görevi bırakmak hayatın sonu değil, yeni bir başlangıcı oluyor.
Akademisyenler tam da bu nedenle farklı bir örnek oluşturuyor. Onların kimliği yalnızca siyaset değil; üniversite, kitap, araştırma, ders verme ve düşünce üretme gibi siyaset dışında da sürdürülebilen hayatları var.
Genel başkanlık sona erse bile kendilerini tanımlayabilecek başka bir dünyaya sahiptirler.
Belki de koltuğu bırakmayı kolaylaştıran tam bu…
YALNIZCA TÜRKİYE’DE DEĞİL
Bu durum yalnızca Türkiye’ye özgü değil.
İktisat profesörü Mario Monti, İtalya’da başbakanlık yaptıktan sonra yeniden akademik çalışmalarına döndü…
Fizik doktoralı Angela Merkel, on altı yıl Almanya’yı yönettikten sonra yeniden aday olmayacağını önceden açıklayarak görevi planlı biçimde devretti.
Dünyada akademik geçmişe sahip pek çok siyasetçi için makam, hayatın tamamı değil, belirli bir dönemi…
ELEŞTİRİYE AÇIKLIK
Akademik dünyanın en belirgin özelliklerinden biri sürekli eleştiri kültürü. Bir makale yayınlanmadan önce hakemlerin eleştirisinden geçer, bir tez jüri karşısında savunulur, bir bilimsel görüş ise yıllar boyunca başka araştırmacılar tarafından sorgulanır. Vs.
Akademisyenin itibarı, eleştiriden kaçmasına değil, eleştiriye cevap verebilmesine dayanır. Bu nedenle akademik hayat, insanı fikirleriyle özdeşleşmeye teşvik eder; makamıyla değil.
Üniversitelerde dekanlar, bölüm başkanları ve rektörler gelir geçer; ancak üretilen bilgi ve fikirler kalıcıdır.
Akademik kültürde asıl prestij, koltuktan değil, ortaya konan çalışmalardan doğar. Görev süresi sona erdiğinde bilim insanı mesleğini kaybetmez; araştırmaya, yazmaya ve öğretmeye devam eder.
Bu kültür, akademisyen kökenli siyasetçilerin makamı hayatın tek anlamı olarak görmemelerinde ve zamanı geldiğinde görevlerini devretmelerinde görünmeyen ama önemli bir rol oynuyor…
KOLTUĞUN ÖTESİNDEKİ HAYAT
Siyaset psikoloğu Philip Tetlock, uzun süre aynı makamda kalan liderlerin zamanla kendi kararlarını ve liderliklerini kişisel kimlikleriyle özdeşleştirebildiklerini belirtti. Bu nedenle geri çekilmek, yalnızca siyasi bir karar değil, psikolojik olarak benliğin eksilmesi gibi hissedilebiliyor.
Sosyolog Max Weber siyaseti bir “meslek” olarak tanımlarken, siyaseti hayatın tek amacı haline getirmenin taşıdığı risklere dikkat çekti. Siyaset, insanın bütün varlığını yutan tek kimliğe dönüştüğünde, koltuktan ayrılmak makam kaybetmekten çok kendini kaybetmek gibi algılanıyor…
Aydın Güven Gürkan’dan Erdal İnönü’ye, Meral Akşener’den Ahmet Davutoğlu’na uzanan çizginin ortak noktası akademisyen olmaları değildir. Ortak nokta, siyasetin dışında da güçlü bir kimliğe sahip olmalarıdır.
Çünkü insanın yalnızca bir hayatı varsa, koltuğu bırakmak çok zordur…
Ama ikinci bir hayatı varsa koltuğu bırakmak, bir son değil, yalnızca yeni bir sayfanın açılmasıdır. Asıl mesele, siyaset dışında güçlü kimliğe sahip olmaktır.
Hayatının bütün anlamını tek bir makama yüklemeyen politikacılar, o makamdan ayrıldıklarında kendilerini tamamen kaybetmezler. Onları ayakta tutan yalnızca siyasi unvanları değildir…
Hazar Şahsuvar
Odatv.com






