2026 Nobel Barış Ödülü'ne layık görülen eski Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Yargıcı Navanethem Navi Pillay, ABD'nin UCM'yi hedef alan yaptırımlarının kabul edilemeyeceğini ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu bildirdi.Barışı ve uluslararası hukuku geliştirme çabaları dolayısıyla 9 Ekim'de 2026 Nobel Ödülü'ne layık görülen Pillay, AA muhabirinin Gazze'deki durum, İsrail'in Filistin halkını hedef alan saldırıları ve ABD'nin Uluslararası Ceza Mahkemesine yönelik yaptırımları ve diğer konulara ilişkin sorularını yanıtladı.Pillay, Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmesi karşısında şaşırdığını, komite tarafından aday gösterildiğini bilmediğini ancak buna layık görülmenin kuşkusuz büyük bir onur olduğunu söyledi."(Gazze'de) Bu işin üzücü tarafı, soykırım hala devam ediyor." diyen Pillay, geçen yıl Birleşmiş Milletler (BM) İşgal Altındaki Filistin Toprakları Hakkında Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu Başkanı olduğu dönemde buna ilişkin rapor yayımladıklarını, bundan kısa süre sonra ise yaklaşık 6 yıl görev yaptığı Komisyondan ayrıldığını aktardı.Pillay, iş yükü ve ilerleyen yaşı nedeniyle Komisyondan ayrıldığını belirttiğini ancak buna rağmen ABD Başkanı Donald Trump'ın uygulayacağı yaptırımlardan korktuğu için istifa ettiğine dair pek çok spekülasyon ve asılsız propagandanın yapıldığını anlattı."Ben raporumun arkasındayım, BM de bu raporun arkasında duruyor"Rapordakilerin tamamen yalan olduğu ve raporun "son derece taraflı" olduğu yönündeki iddialara da değinen Pillay, şunları söyledi: "Soykırım suçlarının yargılanması konusunda deneyim sahibiyim.
Ruanda mahkemesinde Tutsi etnik grubuna karşı soykırım işlendiğine hükmeden ilk kararın bir parçasıydım. Dolayısıyla delilleri nasıl tartacağımı ve soykırım konusunda nasıl hüküm vereceğimi biliyorum. Raporda yer alan tüm delilleri burada tek tek sıralayamam, zira 80 sayfalık bir rapordan bahsediyoruz.
Şunu vurgulamak isterim: Ben raporumun arkasındayım, BM de bu raporun arkasında duruyor. Metodolojimizi açıkladık, raporda yer verdiğimiz her bir delili nasıl doğruladığımızı belirttik."İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu gibi kişilerin raporu yerden yere vurduğunu ve kendisini şeytanlaştırdığını dile getiren Pillay, raporun herkesin erişimine açık olduğunu belirterek, herkesi çevrim içi olarak kolayca erişilebilen bu raporu okumaya davet etti.Pillay, "Okuduğunuzda, raporun tıpkı bir mahkeme kararı gibi kaleme alındığını göreceksiniz.
Delilleri inceledik, siyasi ve askeri liderlerin neler söylediğine baktık. Bu ifadeler soykırıma teşvik niteliği taşıyor. Son derece titiz hazırlanmış bir rapor.
Hatta bu raporu hazırlamamız iki yılımızı aldı çünkü tamamen doğru olmasını istedik." dedi.Bir mahkeme olmadıklarının gayet farkında olduğunu belirten Pillay, ellerindeki bulguların mevcutlar arasındaki en yetkin nitelikte değerlendirmeler olduğunu, bu yüzden de ekibiyle delilleri ifadelerle ve insanların başına gelenlerle eşleştirerek hukuki tespitlerde bulunma adımını attıklarını vurguladı.Pillay, Gazze'nin geleceğinin çok karanlık olduğunu düşündüğünü dile getirerek, şunları kaydetti: "En acil mesele, insan haklarını ve insani yardımı destekleyen tüm ülkelerin, uluslararası standartların bu şekilde ihlal edilmesini önlemek için harekete geçmeleridir.
Pek çok doktorla görüştük, ilaçların kasıtlı olarak esirgenmesi beni derinden sarstı. Hiçbir çatışma ortamında ilaçların kasten esirgenmesi gibi bir durum yaşanmaz. Küçük çocukların kolları ve bacakları hiçbir anestezi uygulanmadan kesiliyor.
Bunu düşünmek bile kabuslar görmeme neden oluyor, çocuklar için ne kadar acı verici olmuş olmalı. İhlaller hala devam ediyor, bunlar geçmişte kalmış olaylar değil. Benden sonra Komisyondaki görevi devralan ekip ve başkanın raporlar hazırlamaya devam etmelerinin nedeni de bu."Komisyonun özellikle çocuklara yönelik kötü muameleyi ele alan bir rapor hazırladığına değinen Pillay, şu anda özellikle işgal altındaki Batı Şeria'daki durumu ve orada yaşanan ihlalleri incelediklerini bildirdi.Pillay, pek çok ciddi çalışma yürütüldüğünü ve İsrailli yetkililerin UCM'nin kuruluş belgesi olan Roma Statüsü'nde bir suç olarak tanımlanan "apartheid (ırk ayrımcılığı)" suçu kapsamında yargılanmasının talep edildiğini, Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnes Callamard'ın da bu yönde bir çaba içinde olduğunu bildiğini belirtti."(İsrail'in) Apartheid, kullandıkları yöntemlerden biriydi"BM Genel Kurulu'na 2 yıl önce sundukları raporda, ellerindeki tüm kanıtlara dayanarak çatışmanın kök nedeninin İsrail'in Filistin topraklarını hukuka aykırı bir şekilde işgal etmesi olduğunu ve bu işgalin sona ermesi gerektiğini belirttiklerini anımsatan Pillay, şunları aktardı: "Komisyon üyeleri olarak BM Genel Kurulu'na, tüm üye devletlerin başvurabileceği bir merci olan Uluslararası Adalet Divanından (UAD) görüş almalarını önerdik.
Bu önerimiz karşılık buldu. Üye devletlerin büyük çoğunluğu, UAD'ye iletilen bu talebe destek verdi ve bildiğiniz üzere Divan, konuyla ilgili istişari görüşünü açıkladı. Apartheid rejimini, İsrail'in hukuka aykırı işgali şeklindeki temel sorunun bir parçası, bu genel kök neden altında gerçekleştirilen eylemlerden yalnızca biri olarak görüyorum.
Ancak İsrail'in Filistin topraklarında yürüttüğü faaliyetlere ilişkin hazırladığımız raporlarda ırk temelli ayrımcılık, cinsiyet temelli ayrımcılık ve cinsel şiddet olaylarına dair yeterli kanıt tespit ettiğimiz de açıktır."Pillay, Nobel Barış Ödülü almasının ardından İsrail'in gelebilecek olumsuz tepkileri tahmin ettiğini söyleyerek, bu durumda mesajı getiren elçinin suçlandığına işaret etti.İsraillileri raporun tamamını okumaya ve nerede taraflı olduklarını söylemeye çağıran Pillay, şu ifadeleri kullandı: "Eleştiriler İsrail'den geliyor ancak hangi gerçeğin yanlış, hangisinin doğru olmadığını tek tek belirtmiyorlar.
Filistin'e, Gazze'ye ve Batı Şeria'ya girmemize izin vermediler. Erişimimiz yoktu ancak İsrail'den bize çok fazla bilgi geldi. İnsanları getirdik ve Cenevre'de sözlü duruşmalar düzenledik.
Bu yüzden raporun güvenilir olduğuna ikna oldum. Bu rapor, UCM, Güney Afrika başvurusunu görüşen UAD gibi uluslararası mahkemeler ve Filistin'deki durumu soruşturmaya başlayan bazı ulusal mahkemeler tarafından incelenecektir. Raporun önemi ve yasa dışı işgalin daha geniş perspektifine yerleştirmemizin nedeni de budur.
Apartheid, kullandıkları yöntemlerden biriydi.""UCM'ye karşı uygulanan bu yaptırımlar kabul edilemez"Pillay, ABD tarafından UCM'ye yönelik yaptırımlarla ilgili rahatsızlığını dile getirdi."UCM'ye karşı uygulanan bu yaptırımlar kabul edilemez. Bunlar uluslararası hukuka aykırıdır. Bir mahkeme salonunda hukuka uygun kararlar alan yargıçları hedef almak, bağımsız bir mahkemenin işleyişine yönelik ağır bir müdahaledir." diyen Pillay, ABD yönetiminin attığı ve ortak vicdanı sarsması gereken, "böyle bir şey asla yaşanmamalı" dedirten pek çok adımın olduğunu vurguladı.Pillay, UCM'de görev yapan herkesle tam bir dayanışma içinde olduğunu kaydetti.Bu yaptırımların mahkemenin işleyişini, çalışanların hayatlarını ve ailelerini olumsuz yönde etkilediğini vurgulayan Pillay, "Bunlar son derece acımasızca, bu nedenle söz konusu yaptırımları en sert şekilde kınamalıyız." görüşünü paylaştı.Pillay, Avrupa ülkelerinin İsrail'e karşı yaptırımları desteklediğine dair herhangi bir bilgiye sahip olmadığını ancak İspanya ve Fransa gibi ülkelerin, ABD'nin uyguladığı yaptırımlardan kendilerini ayrıştıran açıklamalar yapmalarından büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti.Avrupa'nın hukuka aykırı yaptırımların uygulanmaması gerektiği yönündeki kendi standartlarına sahip çıkacağına dair umudunun güçlü olduğuna değinen Pillay, sıradan insanları etkileyen yaptırımların insan hakları ihlali olduğunun ve mutlaka kınanması gerektiğinin altını çizdi.Navanethem Navi Pillay, şunları kaydetti: "BM, Güney Afrika örneğinde olduğu gibi İsrail'e karşı da yaptırım çağrısında bulunmadı.
O dönemde Güney Afrika'daki Apartheid rejiminin sona ermesinde, uygulanan yaptırımların gerçekten büyük etkisi olmuştu. BM yaptırımları söz konusu olduğunda, ülkelerin bunlara uyma yükümlülüğü var. İsrail konusunda henüz bu aşamaya gelinmiş değil ancak hem hükümetler nezdinde hem de sivil toplumda bu yönde talepte bulunan pek çok ses yükseliyor."




