
Spor kulüplerinin piyasa değerleri tarihî seviyelere ulaşırken, takımların geleneksel sivil miras niteliğini yitirip devasa birer finansal enstrümana dönüşmesi kamuoyunda tartışmalara yol açıyor. Forbes Türkiye’nin haberine göre, son olarak Los Angeles Lakers’ın kontrolünün Bob Iger ve Joshua Kushner liderliğindeki gruba 12,5 milyar dolarlık rekor bir değerlemeyle devredilmesi, spordaki hiper finansallaşmanın vardığı boyutu gözler önüne seriyor.
Benzer şekilde Jeff Bezos’un da yer aldığı kalabalık yatırımcı grubun Liverpool’un yaklaşık üçte birini 6 milyar doları aşan bir değerlemeyle satın alması, bu durumun küresel bir piyasa trendine dönüştüğünü kanıtlıyor. Ancak milyarderlerin ve yatırım gruplarının yön verdiği bu kontrolsüz fiyat artışları, sporu toplumun ortak değerinden ziyade zenginlerin alıp sattığı ticari bir meta haline getiriyor.
YAYIN GELİRLERİ VE SPEKÜLATİF YATIRIMLAR FİYATLARI KÖRÜKLÜYOR
Bundan çok değil, 2000’lerin başında sadece birkaç yüz milyon dolar seviyesinde el değiştiren kulüplerin bugün çift haneli milyar dolarlara ulaşmasında canlı yayın haklarının yarattığı devasa gelirler başrolü oynuyor. NBA’in yayıncılarla yaptığı 77 milyar dolarlık 11 yıllık yeni anlaşma ve legal bahis sektörünün sağladığı finansal kaynaklar takımların bilançolarını şişiriyor. Ayrıca yapay zeka tehdidinden uzak bir sektör arayan yatırımcıların ilgisi de bu spekülatif tırmanışı destekliyor. Nitekim Dallas Mavericks’i 2000 yılında 285 milyon dolara alan Mark Cuban’ın takımı 2023’te 3,5 milyar dolara satması ve Boston Celtics’in 2025’te 6,1 milyar dolarlık değerlemeyle el değiştirmesi piyasanın ne denli köpürtüldüğünü gösteriyor.
SİVİL MİRASIN YERİNİ RİSK SERMAYESİ OYUNLARI ALIYOR
Takımların sürekli katlanan bonservis ve şirket değerleri, spor ruhunun yerini finansal getiri hesaplarına bıraktığı yönündeki eleştirileri destekliyor. Lakers gibi ikonik bir yapının lüks bir gayrimenkul gibi kısa sürelerde el değiştirmesi, taraftarlık bağını zedeliyor ve koruma altına alınması gereken kent miraslarını risk sermayesi oyunlarının figüranı haline getiriyor. Bireysel milyarderlerin dahi tek başına bütçe yettiremediği bu piyasada, kontrolün risk fonlarına ve anonim yatırım gruplarına geçmesi, kulüpleri yönetenlerin takımları gerçekten önemseyip önemsemediği sorusunu akıllara getiriyor.
ALTIN YUMURTLAYAN KAZ: SPOR
Bu devasa nakit akışını eleştirenler de var. “Spor, altın yumurtlayan kazdır” diyen Maryland Üniversitesi’nde spor sosyolojisi uzmanı David Andrews, kulüplerin aşırı ticarileşmesi halinde taraftarların küsüp küsmeyeceği konusunda dikkat çeken ifadeler hullandı.
Andrews, “Ancak bu pek de yaşanmış gibi görünmüyor. Her nedense kaz hala cazip ve hiper finansallaşmaya rağmen oyunun büyüsüne kapılmaya devam ediyoruz.” yorumunu yaptı.
MEDYA PATRONU DA RAHATSIZ
Medya patronu Bill Simmons ise aşırı zenginlerin spor takımlarını birer yatırım aracı olarak görmesinden yakındı. Simmons, bu kulüplerin korunması gereken sivil varlıklar olduğuna dikkat çekti. Simmons, hazırladığı podcast programında, “En iyi takımları yöneten insanların aslında o takımları önemsediğini düşünmek istiyorsunuz.” dedi. Simmons, spor takımlarının devasa birer risk sermayesi oyununa dönüştüğü bir dönemin yaklaştığını savundu.
Lakers’ın el değiştirmesine tepki gösteren Simmons, “Birinin Lakers’ı Bel Air’deki bir malikaneyi elden çıkarır gibi bir buçuk yıl içinde alıp satmasını izlemek çılgınca. Bu takım ligin tacındaki mücevher.” değerlendirmesini yaptı.
Simmons ayrıca Bob Iger ve Joshua Kushner’in de Lakers’ı sadece finansal bir varlık olarak göreceğini iddia etti. Kushner ve Iger ise satın almayı duyurduktan sonra yayınladıkları açıklamayla endişeleri yatıştırmaya çalıştı. İkili açıklamalarında, “Los Angeles Lakers’ın emanetçileri olma fırsatını elde ettiğimiz için büyük onur duyuyoruz.” ifadelerini kullandı.






